DİĞER YAZILAR


08.07.2012 Tarihli Tasavvuf Sohbeti
01.04.1995 Tarihli Tasavvuf Sohbeti
23.09.1990 Tarihli Tasavvuf Sohbeti
26.04.2012 Tarihli Tasavvuf Sohbeti
06.03.2005 Tarihli Tasavvuf Sohbeti
05.05.1993 Tarihli Tasavvuf Sohbeti





23.09.1990 Tarihli Tasavvuf Sohbeti

Sayın Ahmet Ulukaya’nın 23.09.1990 yılında arkadaşlarıyla yaptığı sohbetlerden alınmıştır.

 

                Günümüz insanı çok maddeci, çok menfaatçi. Günümüz insanı çok rahata düşkün. Tasavvuf aşk işidir, Allah’a muhabbet işidir. Feragat, fedakârlık işidir.

                Bu âlemde ne kadar çok zikirle iştigal edersen ne kadar çok Allah dersen, zikrullaha ünsiyet peydah edersen ahir nefeste de inşallah Allah Allah diyerek geçer gidersin. Bu âlemdeki senin kazancın budur. Bugün hepimiz duyuyoruz, işitiyoruz; analar var babalar var. Üç tane beş tane evladı var. Oğlu var kızı var. Bir tanesi bir tas çorba vermiyor. Köşelerde, kıyılarda kalan insan pek çok değil mi? Her memlekette huzur evleri yapılıyor. Bundan ibret almıyor muyuz Müslümanlar?

                Sen bugün helal haram demeden oğluma kızıma diye mal toplamak derdine uğraşıyorsun. Yarın oğlun kızın belki sana bir tas çorba vermeyecek muhtaç olduğun zaman. Bütün bunlardan ibret alacağız. Demek ki tutulacak ip Allah’ın ipidir. Yapılacak şey Allah’a kulluktur. Nazlanmayı, gücenmeyi, küsmeyi bırakıp Allah yolunda çalışanlara yardım edeceğiz, hizmet edeceğiz, gayret edeceğiz ki İslam topuma hâkim olsun.

                Bugün evlatlar anasına babasına bakmıyorsa bunun altında İslam terbiyesinin alınmaması yatar. Gönlünde şefkat yoktur, merhamet yoktur, acıma hissi yoktur. Çünkü İslam terbiyesi yoktur. İslam’ı hâkim kılmak istiyorsak, dünya saadetine, ahiret saadetine ulaşmak istiyorsak çok çalışmamız lazım. Bu yollarda çok ter dökmemiz lazım. Dünya fanidir; ölüm ne zaman gelecek, ne zaman götürecek bizi bilinmez arkadaşlar. Bırakın şu bahçenin tarlanın hesabını, biraz Allah’a dönün.

                Ömür sermayesini boşa tüketmeyin. Cenab-ı Allah Kur’an’da buyuruyor: “Ey mutmain olan nefs, Rabbına dön. Raziye ve marziyye olarak Rabbına dön, salih kullarımın arasına gir, cennetime gir”. Bu âlemde buna kavuşmak için girmişiz bu yollara. Zaten bu hitab-ı ilahiye muhatap olmayan, bu makama ulaşamayan insanın imanı her zaman tehlikededir. Bunu böyle bilin. La deyip İllallah diyemeyebilirsin…

                Abdullah İbn Mübarek adında bir evliya vardır. Bu hazret bir gün atıyla seyahat ederken bir yerde mola veriyor. At gidip başkasının ekin tarlasına giriyor. İbn Mübarek “o başkasının ekiniydi, başkasının tarlasıydı” diyerek atını orada bırakıyor. Takvayı görüyor musunuz? Hâlbuki sen bugün helal demeden, haram demeden ne bulursan eve götürüyorsun. Sonra da on beş günde, iki ayda, üç ayda bir Ahmed’in yanına geliyorsun, burada bir saat sohbet dinliyorsun. Sonra da her gün, her akşam oturup Fransız filmini seyrediyorsun, İngiliz’in yatak odasını seyrediyorsun… Sende ne maneviyat olacak, sıkıntı burada işte.

                Şuurlu olmak lazım arkadaşlar, yazık olur. Ömür sermayesini boşa tüketmeyin yazık olur. Geldik gidiyoruz. Daha dün çocuk idik. Daha dün sokaklarda oynadığımız hepimizin hatıralarında. Ama bugün bak, bu yaşlara geldik, gidiciyiz. İşte şuurlu olmak lazım.

                Yarın Allah’ın huzurunda sana sorulacak: “Ömrünü, gençliğini nerde harcadın” işte buna da gönlün rahat mı, muzdarip değil mi? İyi insanlarla beraber olmak lazım, Salihleri sevmek lazım. İsmini hatırlayamadığım büyüklerden birisi buyuruyor ki: “Allah’ı sevemiyorsan, Allah’ı sevecek gücün yoksa Allah’ı seven insanları sev. Allah’ı seven insanları sev ki bu da kurtuluşuna vesile olur”. ‘Kişi sevdiği ile beraberdir buyurmuyor mu Allah’ın Resulü (sav). Allah’ı sevmek kolay iş değildir, babayiğit işidir, çile işidir, acı işidir, ıstırap işidir. Bazen de çok bela ateşi ile yakarlar. Ezerler, bozarlar, çiğnetirler Allah’a talip insanları. Buna herkes katlanamaz. Allah’ı sevenleri çok sevmek lazım. İhlasla samimiyetle sevmek lazım.

                Allah Resulü ne buyuruyor kardeşlerim: “Beni ananızdan, babanızdan, evladınızdan, nefsinizden fazla sevmezseniz kâmil bir mü’min olamazsınız” Böyle buyurmuyor mu? Öyleyse ne yapacağız, Allah Resulünü sevmiş, O’nun ahlakı ile ahlaklanmış, ordan kendine bu görev verilmiş efendileri sevmek Allah Resulünü sevmek gibidir. Şuurlu olmak lazım. Bunlar Resulullah’ın vekilleridir aslında.Allah yar ve yardımcımız olsun. Bizlere şuur versin, basiret versin. Hakk’a uymayı, batıldan sakınmayı nasip etsin kardeşlerim.