DİĞER YAZILAR


08.07.2012 Tarihli Tasavvuf Sohbeti
01.04.1995 Tarihli Tasavvuf Sohbeti
23.09.1990 Tarihli Tasavvuf Sohbeti
26.04.2012 Tarihli Tasavvuf Sohbeti
06.03.2005 Tarihli Tasavvuf Sohbeti
05.05.1993 Tarihli Tasavvuf Sohbeti





01.04.1995 Tarihli Tasavvuf Sohbeti

Sayın Ahmet Ulukaya’nın 01/04/1995 tarihinde arkadaşlarıyla yaptığı sohbetlerden alınmıştır.

 Allah’ı zikretmenin faydalarını sizlere kısaca okumak istiyorum. Şahsen zikri bu faydalar için yapmış değilim. Hatta zaman zaman sohbetlerimizde “Allah’tan bir karşılık beklemeden yapalım” demişimdir. Yani bir beklentiniz olmasın, nefsinize ibadet etmeyin, nefsiniz için ibadet etmeyin. Ama bunu anlayabilmek için manen yükselmek lazım. Ama çoğunuzun manevi hali aşağıda olduğu için zikrin faydalarını bilmek, sevaplarını bilmek hoş gelir.  Bu okutacağım kısım aklınızda bir kulak dolgunluğu olarak kalsın. (İbn Kayyım el Cezviyye’den)

                Zikirde şeytanı uzaklaştırıp ümitsizliğe düşürecek şekilde belini kırmak vardır.

                Zikirde Allah-u Teâlâ’nın rızası vardır. İşte en çok bunu anlayacağız; Allah-u Teâlâ’nın rızası.

                Zikir gam, kasvet, elem ve kederi kalpten silip atar. Hakikaten zikir yaptığımız zaman gönlümüze çok büyük bir neşe geliyor, huzur geliyor. Çocuk gibi seviniyoruz.

                Kalbi huzura kavuşturup kederi silip atar, kalbe neşe gelir. Hakikaten zikir yaptığımız zaman gönlümüze çok büyük bir neşe geliyor, huzur geliyor. Zikir kişinin yüzünü de nurlandırır. Gerçekten de zikir yapan insanların yüzünde bir cazibe oluyor, Allah bizlere de nasip etsin

                Zikir moral verir, kalp ve bedeni kuvvetlendirir.

                Zikir rızkı çeker ve artırır. Zikrullah rızkı çeker, rızkı artırır ve çoğaltır.

                Zikir edene heybet edası gelir, letafet ve halavet sağlar.

 Allah sevgisini bulmanın yolu çok zikir etmektir. Sizin sevdiğiniz bir insan sizin kafanızı, gönlünüzü fazlaca meşgul etmiyor mu? Davranışlarınızı, düşüncelerinizi etkilemiyor mu? İşte Allah’ı da çok seviyorsak Allah’ı çok zikredeceğiz. Yahut çok seversek, çok zikredersek içimizde çok sevgi zuhur edecek. Allah sevgisi nimetlerin en büyüğüdür. Allah onu hepimize nasip etsin. Allah sevgisi nimetlerin en yücesidir, en büyüğüdür ama öyle kolay ele geçecek bir nimet de değildir.

Zikir insana kendini murakabe ettirir ve ihsan kapısına sokar. Öyle ki Allah’ı görüyormuş gibi Allah’a ibadet ettirir. Zikirden gafil olan kimse ihsan makamına yükselemez. İhsan makamı her an Cenab-ı Hak seni görüyormuş gibi bir huzur içerisinde olmak, murakabe halini yaşamaktır. Bu devamlı zikirdir aslında. Zikri daim dedikleri bu murakabe halidir. Zikir insanı Allah’a yöneltir ve Allah’a yükseltir. Çoğunlukla Allah’a yönelmek zikir sayesinde olur.

İnsan zikir ederek kalbi ve bütün varlığı ile Allah’a yönelir. İnsan gafleti nispetinde Allah’tan uzak olduğu gibi zikir sayesinde de o nispetle Allah’a yaklaşmış olur. Zikir sahibine marifet kapılarından büyük bir kapı açar ve zikre devam ettikçe marifeti artar. Marifet; Allah’ı tanımak Allah’ı bilmektir. Bizler de bu marifet-i ilahi’yi elde etmek için bu yollara girmişiz.

Sözü şöyle noktalayalım; kim zikir işinde muvaffak olursa, kime zikir sevdirilirse Cenab-ı Hak o insana velilik mertebesini ihsan eder. Bütün bunları hepsini toplayacak bir cümle söyleyeyim size; Cenab-ı Hak kime kendi zikrini sevdirmişse inanın ki ona velayet kapısını açacaktır. Bundan daha büyük bir nimet olur mu? Dinin tafsilatını bilmeyen öyle ümmi mürşitler var ki, zahiren hiçbir şey okuyamıyor ama zikrin bereketiyle devrin en büyük evliyası olmuşlar.

Özetle zikir rızkı celbeder, gönle huzur verir, neşe verir, Cenab-ı Hak ile bizi ünsiyete götürür ve en önemlisi Hakk’ın rıza ve hoşnutluğunu buldurur.